Blog | Arman Takan
58
page-template-default,page,page-id-58,bridge-core-2.2,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1200,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-20.7,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-6.2.0,vc_responsive,cookies-not-set

İnsanın bu yaşamdaki varlığı, yaşamın onun karşısına çıkardıklarını, önüne getirdiklerini karşılama şekli kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Buradaki en temel farklılık ise kişilerin içinde bulundukları anda zihinsel olarak gerçekten bulunup bulunmuyor olmaları. Yani, kendisinin veya kolektifin etkisi ile gerçekleşenlere karşı bilincinin ne kadar aktif olduğu ve yine bunlara vermiş olduğu tepkilerin de ne kadarının bu bilinçten kaynaklandığıdır. B...

Güneşli güzel bir gün ya da hava koşullarından bağımsız olarak neşeli olarak başlanmış bir günün tüm tadını kaçıracak, o an içinde bulunulan tüm olumlu ve olumsuz duyguları bir bıçak gibi kesebilecek en büyük, en etkili ve belki de tek bir olgu var bu yaşamda: Ölüm!.. Bir yakınınızın, sevdiğiniz bir insanın, kimi zaman da az tanıdığınız birinin artık bu dünyanın ve yaşamın bir parçası olmadığına dair alınan o acı haber. Kimi ortamda söylerim:...

Bu yaşamda her insanın en az bir kere kendine sorduğu bir soru olduğuna inandığım bir şey var: Kimin için yaşıyorum? İlk ve akla en kolay gelen cevap elbette ki “kendim için yaşıyorum” olacaktır. Ancak gerçek de öyle mi peki, hepimiz bu yaşamı kendimiz için mi yaşıyoruz gerçekten de? Bir avazla doğduğumuz hayatlarımızda geçirmeye başladığımız ilk anımızdan itibaren hiç bilmediğimiz bir yaşama biraz içgüdüsel zamanla da bilinçli bir adaptasyon geliş...

Herkesin dilinden düşürmediği bir kavram “girişimci” ancak kime dendiğine dair hala belirsizlikler barındıran bir kavram. “Girişimci Kimdir?” sorusunu şu şekilde cevaplayabiliriz:...

Genel olarak bir işletme kurmak “girişimcilik” olarak algılanıyor olsa da girişimciliğin birçok farklı türü vardır. Girişimcilik türlerini şu şekilde başlıklandırmak ve açıklamak mümkündür:...

Son yıllarda ülkemizde çokça konuşulan ve etrafımızda sıkça duyulan “Girişimcilik” kavramının açıklaması şu şekildedir:...

“Geçen gün yolda yürürken bir şey fark ettim.”, “Dün seninle konuşurken bir şey fark ettim.”, “Az önce okuduğum yazıda bir şey fark ettim.”… gibi daha bir sürü cümle kurabiliriz fark etmek üzerine az daha çabalarsak. İlla ki ben bu cümleleri kurarken de “fark etmek” fiiliyle kurulabilecek benzer cümleler türetmeye bile başlamış olabilir zihinler. Yani bir yandan zihinlerimiz cümlelerimdeki “fark etmek” ifadesini fark edip onun üzerine odaklanmaya b...

Sanıyorum ki ülkedeki ben yaşlardaki hemen hemen herkesin çocukluğunda evinde kalorifer yerine sobalar vardı. Büyük olasılıkla da kömürlü ya da tüplü tiplerinden bir tanesidir o da. Özellikle kömür ile gerçekleştirilen ısınma çabası için oldukça emek harcamak gerektiğini, bu iş bir şekilde başına kalmış kişileri izleyerek, gözlemleyerek anlamak oldukça kolaydı o yaşlarda da. Yani bu ısınma türü oldukça meşakkatli bir meseleydi ki hala daha da aynı şe...

Yine kendime sitem ederek giriş yapmak istediğim yazılarımdan biri daha. Nedeni ise, kısa da olsa bir tempo yakalayıp daha sonra yine bir yerde kesintiye uğrayan yazı yazmalarım ve hatta yazamamalarım maalesef. Bu kez 1 yıldan fazla olmuş, hatta 1,5 yıldan fazla! Aslında bu konuda kendime çokça kızıyorum. Yazmak, düşüncelerini, fikirlerini paylaşmak, insanlarla; konular, olaylar ve durumlar üzerinden bağ kurmak hoşuna gidiyor, neden yazmıyorsun! diyorum kendime sık sı...

Dillere pelesenk olmuş, her duruma uyar hale gelmiş, neredeyse tüm sorunların çözümüne aday gösterilmiş, tam bir başucu cümlesi olmuş malumunuz “Eğitim Şart!” ifadesi. Eğitimin şart olması gibi şart olmuş bu cümlenin mütemadiyen söylenmesi. Kimsenin tapulu malı olmayınca da, durup dinlenmeden, ağızdan ağza gezer olmuş, hem bilenden çıkmış hem bilmeyenden. Telafuzu için herhangi bir yeterlilik şartı aranmadığı için de, anlamını idrak edememiş ağızl...

“Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım.” sözü ile hepimizin aşina olduğu ve hızlıca akıp giden zamana karşı çaresizliğimizin özeti gibi bir şarkı vardır malumunuz. Ben de her yılın Mart ayı geldiğinde: “Bu yıl da bitti!” derim biraz şaka biraz da gerçeklikle. Çünkü yılın sonu geldiğinde ve bu cümleyi hatırlattığımda herkes arada geçen zamanın gerçekten de ne kadar hızlı olduğunun ve koca bir yılın, bir sürü hengamenin içinde akıp gitti...

Bugün her ne kadar kendi açımdan çokça yol aldığımı düşündüğüm bir konu olsa da, sanırım geçmişte en çok zorlandığım şeylerden biriydi olumlu duygu durumunu ve düşünme şeklini korumak. Henüz üzerine düşündüğüm, yeterince farkında olduğum ve belki de kontrol edebileceğimi düşündüğüm bir konu değildi. Çeşitli durumlar ve konular karşısında zaman zaman kontrolü elimde tutabiliyor kendi kendimi motive edebiliyordum muhakkak....

Sanki, zaman zaman lazım oluyormuş, kötü bir şey olunca ihtiyaç duyuyormuşuz gibi düşünsek de aslında her an ihtiyacımız olan bir şey bu motivasyon. Özellikle de içsel olanı, yani bizden kaynaklananı, yani kendi kendimize ortaya çıkardığımız isteklendirme çabası. Öyle ya, sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar geçen süreden, doğduğumuz andan son nefes verişimize kadar geçen koca bir ömürde birçok konuda amacımıza ulaşmak, sonuca varmak için aradı...

Her yeniden ”yazı yazmalıyım” dediğimde bir öncekinin üzerinden oldukça zaman geçmiş oluyor. Son yazıyı ne zaman yazdım diye baktım veeee, 2 sene önce yazmışım!!! Her ne kadar inanasım gelmese de hakikat bu. Bahanelerim çok elbet, herkesin olduğu gibi. Yaklaşık 2 yıldır yoğun bir şekilde e-ticaret faaliyeti ile ilgileniyorum. Sitede satışı yapılan 3 marka kendimize ait, bir sürü işleri var. Bir yandan eğitimlere koşup bir yandan da ufak tefek danışmanlık...


ARŞİV

KATEGORİLER