BİLİNÇLİ FARKINDALIK (MINDFULNESS) NEDİR? | Arman Takan
1450
post-template-default,single,single-post,postid-1450,single-format-standard,bridge-core-2.2,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1200,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-20.7,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-6.2.0,vc_responsive

BİLİNÇLİ FARKINDALIK (MINDFULNESS) NEDİR?

İnsanın bu yaşamdaki varlığı, yaşamın onun karşısına çıkardıklarını, önüne getirdiklerini karşılama şekli kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Buradaki en temel farklılık ise kişilerin içinde bulundukları anda zihinsel olarak gerçekten bulunup bulunmuyor olmaları. Yani, kendisinin veya kolektifin etkisi ile gerçekleşenlere karşı bilincinin ne kadar aktif olduğu ve yine bunlara vermiş olduğu tepkilerin de ne kadarının bu bilinçten kaynaklandığıdır. Bu, biz insanların gün içerisinde hayatın içinde bilinçli olarak var olmadıkları anlamına mı gelir peki? Evet, bir nebze de olsa öyle denilebilir. Çünkü insan, o an içinde bulunduğu yaşa ulaşana kadar karşılaştığı tüm konu, durum ve olaylar sebebiyle belirli bir deneyime ve bu deneyimlerden doğan yargılara, bu yargılardan hareketle de geçmişte gerçekleşenlerin benzerlerinin bugün ve yarın da gerçekleşme ihtimali ile belirli bir önyargıya sahip olur. Yani, bugün bire bir aynısı olması pek mümkün olmayan, geçmişte gerçekleşmiş; konu, durum ve olayların benzerlerine karşı belirli karşı eylemleri ve tepkileri bünyesinde barındırır. Bir noktada insan önceki deneyimlerinden öğrenmiş gibi görünse de her şeye, tüm koşullara uyan tek bir eylem, anahtar veya bir ilaca sahip olduğu yanılgısına kapılır. Bu da insanın günlük hayatta birçok konu, olay ve durum karşısındaki tepkilerinin otomatik, daha da doğrusu refleks olarak ortaya çıkmasına ve gerçekleşmesine sebep olur.

İnsan karşılaştığı yeni durumlar için yeni bir analiz süreci yürütmek yerine geçmişte öğrendiklerinden yola çıkarak benzerlerine benzer tepkiler verir. Ancak bu refleksif tepkilerin sadece iyi, olumlu veya faydalı olduğunu söylemek de mümkün değildir tabi. Bu ne anlama geliyor? Şöyle ki insanlar geçmişte başlarına gelen, içinde bulundukları olay ve durumlar ile bunların yarattığı deneyimlerden hem iyi hem de kötü edinimlere sahip olur, çıkarımlar elde ederler. Geçmişte olumlu sonuçlanmış kimi şeydeki seçim, karar ve eylemlerinin bugün ve gelecekte de olumlu sonuçlar doğuracağına dair iyi anlamda bir önyargıya sahip olur insan. Yine birçok insan da geçmişteki kötü deneyimlerinin yarattığı olumsuz düşünceleri ileriye taşıyarak gelecekte karşısına çıkabilecek yenilerinin (olay, konu, durum) de benzer sonuçlanabileceğine dair olumsuz bir önyargıya dönüştürürler. Dolayısıyla da bunu, yani olumsuz önyargıyı düşüncelerinin çıkış noktası yapan, bunu bir süreklilik, bir alışkanlığa dönüştüren insan duygusal olarak da şüpheci ve pesimist bir insana dönüşür. Şüpheci ve pesimist bir insana dönüşmekle de kalmayan birçok insan sahip oldukları bu önyargıları da bir önyargı olduklarının farkında olmadan refleksif bir tepkiyle, özünde hala olumlu sonuçlanma olasılığı barındıran; olay, konu ve durumların da geçmişteki deneyimlerle benzer sonuçlanmasına sebep olurlar. Eğer yenisini eskisinin gölgesinden kurtarabilse sonuçlarının da olumlu ve hatta mucizevi denebilecek kadar iyi sonuçlanabilecek pek durumda kişiler otomatik pilottaki zihinlerinin kurbanı olurlar. Bilinç dışı olarak gerçekleştiğini söyleyebileceğimiz bu durumun önüne geçmenin yolu ise arka planda kendi bildiği gibi karar veren ve eyleme dönüştüren bilinç dışının hakimiyetini sona erdirmek ve içinde bulunduğumuz her an için bilinçli bir farkındalık halini aktif etmektir.

Farkında olmak ya da farkındalık, “insanın hem kendisine hem de dış uyaranlara karşı açık olma ve onları algılama hali” için ifade ettiğimiz bir kavramdır. Bilinçli farkındalık (diğer ve yerine sıkça kullanılan ifadeyle “mindfulness”) ise: Uyaranları algılamanın ve ayırt edebilmenin yanı sıra, onları yargılamadan, olduğu halleriyle yani tamamen “şimdi”yi yani “anı” ve koşullarını temel alan bir farkındalık boyutudur. Her ne oluyorsa, konu veya durum her neyse her şeyi tamamen o anki koşulları temel alarak değerlendirmek, geçmişin korkularının ve geleceğin kaygılarının onu değerlendirmenin dışında tutmak bilinçli farkındalığın özünü oluşturur. Buraya yazmak ve burada yazılanı okuyup anlamak kadar kolay değil elbette bilinçli farkındalığı yaşama uygulamak. Çünkü tam aksinin uzun zamandır iş başında olduğu bir alışkanlığı değiştirmeyi gerektirir. Çoğu zaman dile getirdiğim bir şeydir, evet belki kavramsal olarak farkındalık veya bilinçli farkındalık (mindfulness) en azından bizim ülkemizde son on yılın konusu olsa da kavramdan bağımsız olarak, geçmişe bu kadar saplanılmaması ve korkularının bugüne ve yarına taşınmaması gerektiği ailemiz, sosyal çevre ve okullarda bizlere öğretilen bir şey değildir. Ayrıca da geleceğe dair belirsizliklerin yarattığı kaygılarla geçirdiğimiz günlerin de yine ömrümüzden çaldığı maalesef ki bize yeterince anlatılmış olmadığı gibi, yaşamdaki seçim, karar ve eylemlerimizi bu anlayıştan uzak gerçekleştirmenin doğru olduğu hakkında yönlendirilmiş de değiliz. Sosyal bir canlı olarak tamamen boş bir zihinle kalmamız mümkün olmadığı gibi aksine; çoğu zaman olumsuz yüklerle doldurulmuş, karşılaşma ihtimalimiz olanlarla savaşmak için gerekli psikolojik becerilerin kendisine kazandırılmadığı, yetkin olmayan, bilinç dışı olarak hareket eden, refleksif tepkiler veren bir zihinle de baş başa kalıyoruz.

Binlerce yıl önce, Asya’nın, özellikle de Uzak Doğu’nun bazı inanç ve felsefelerinde ortaya çıkmış (ya da en azından daha çok onlar tarafından dile getirilmiş diyelim) ve o zamanlardan bu günlere kadar uygulana gelmiş bu bilinçli farkındalık anlayışının bizler için bugün keşfediliyor olması üzücü olsa da hiç olmamasından iyidir denilebilir. Yaşamın, “an” olarak ifade edilen küçük zaman dilimlerinin bir toplamı olduğu, geleceğin de ancak bu “an”ların kendi koşulları içerisinde en doğru şekilde yaşanması ile paralel olarak iyi anlamda şekillenebileceği düşüncesi bugün birçoklarımızın da kabul ettiği bir yaşam felsefesidir. Geçmişte tekrarlanmış kötü şeylerin, aslında benzer olay, durum ve konulardaki benzer seçim, karar ve eylemlerimizin sonucu olduğunu gördüğümüzde, almamız gereken dersleri alıp bunu öncekilerden farklı seçim, karar ve eylemlerle taçlandırdığımızda geçmiş de kötü olarak nitelendirilebilir olmaktan çıkacaktır. Böylelikle, bilinç dışı, refleksif; seçim, eylem ve kararlarla ne pesimist ne de “Polyannacı” olmayı bırakıp olanı olduğu gibi karşılar ve kabul eder, önyargılarımızdan bağımsız, bilincimizin devrede olduğu bir seçim ve karar süreci yürütüp eylemlerimizle de bunu desteklersek bilinçli farkındalığı yaşamımıza uygulayabilir hale gelebiliriz.

Tek bir bulut parçasının çok ve geniş bir alanı etkileyecek bir yağmur için yeterli olmadığını, hem miktar olarak daha çok ve koyu renkli bulutun hem de doğru hava koşullarının (sıcaklık, nem vb.) yağmur ihtimalini güçlendireceğini bildiğimizde ne gereksiz yere tüm gün elimizde şemsiye ile gezecek kadar korkak ne de yanımıza şemsiye almadığımız için gereğinden fazla kaygılı oluruz. Bazen de her iki durumda bile sonucun bizim beklentimiz dışında gerçekleşebileceğini de unutmamak gerekir, zira yaşam sadece bizim seçim, karar ve eylemlerimizin bir sonucu değildir. İnsanın da hem kendi hem de başkalarının hayatları üzerindeki etkisi kimi zaman düşündüğünden az kimi zaman da daha çoktur. Fakat önemli olan: Neyde ne kadar kontrolün, gücün ve etkin olduğunu akılcı bir şekilde bilmektir. Önemli olan ne kendine ne senin dışındaki kişi ve faktörlere gereğinden fazla önem atfetmek ne de onları küçümsemektir. Bunu en iyi tanımlayacak kavram da yine kadim birçok felsefenin ve inancın daima tekrarladığı, insanın sahip olması gereken en önemli erdemlerden biri olan ölçülülüktür. İnsan tüm arzu, istek ve eylemlerinde olduğu gibi temelde de bunları ortaya çıkaran, bilinçli zihnin bir sonucu olan düşüncelerinde de ölçülü olabilmelidir. Böylece ne olumlu ne de olumsuz hiçbir düşünceye gereğinden fazla önem atfetmeden, önüne çıkan tüm koşulları “an”ın kendisine verdiği veriler ve ipuçlarından hareketle değerlendiren insan, yaşamını “bilinçli farkındalık” ile yaşayan bir canlıya dönüşmüş olur.

Işığımız daim olsun. Sevgilerimle,

Arman TAKAN

 

“Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) Nedir?” yazısı Arman TAKAN’a aittir. Kaynak gösterilmeden bir kısmının veya tamamının kullanılması yasaktır.

DİĞER BLOG YAZILARI

Güneşli güzel bir gün ya da hava koşullarından bağımsız olarak neşeli olarak başlanmış bir günün tüm tadını kaçıracak, o an içinde bulunulan tüm olumlu ve olumsuz duyguları bir ...

Bu yaşamda her insanın en az bir kere kendine sorduğu bir soru olduğuna inandığım bir şey var: Kimin için yaşıyorum? İlk ve akla en kolay gelen cevap elbette ki “kendim için yaşıyorum...

Herkesin dilinden düşürmediği bir kavram “girişimci” ancak kime dendiğine dair hala belirsizlikler barındıran bir kavram. “Girişimci Kimdir?” sorusunu şu şekilde cev...

Genel olarak bir işletme kurmak “girişimcilik” olarak algılanıyor olsa da girişimciliğin birçok farklı türü vardır. Girişimcilik türlerini şu şekilde başlıklandırmak ve a...


ARŞİV

KATEGORİLER