Blog | Arman Takan
58
page-template-default,page,page-id-58,bridge-core-2.2,ajax_fade,page_not_loaded,, vertical_menu_transparency vertical_menu_transparency_on,qode-title-hidden,qode_grid_1200,hide_top_bar_on_mobile_header,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-20.7,qode-theme-bridge,disabled_footer_top,wpb-js-composer js-comp-ver-6.2.0,vc_responsive

Bu yazı, 29/12/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Geçen yıl da böyle miydi tam olarak hatırlamıyorum ancak, bu yıl, yeni yıl için girişilen süsleme ve ışıklandırma çabası, en azından göründüğü kadarıyla, kesinlikle daha fazla ve yaygın. Eskiden, akşam karanlığında, evlerdeki süslenmiş ağaçların üzerindeki ışıkların parlamalarını, yanıp sönmelerini sokaktan görürdünüz. Bu, özellikle ...

Bu yazı, 22/12/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Sanırım eskiden, insanların iki hayatı vardı: biri ev hayatı biri de ev dışındaki olan. Bu ayrımı belki şöyle de yapabiliriz: biri bildiğimiz hayatı biri de bilmediğimiz olan. Çünkü aslında ev dediğimiz yer, geçmişte pek çok insan için mahrem, yani özel ve gizli sayılan bir alandı. Bu alanı ve burada olanları dış dünya ile paylaşmak ise çoğunlu...

Bu yazı, 15/12/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Kimseye kötü davranmamak, kötü sözler söylememek, başkasına ait olan bir şeyi izinsiz almamak, sende olup da başkasında olmayan bir şeyi (yiyecek, mal, para vb.) kimsenin gözüne sokmamak, başkaları hakkında gerçek olmayan şeyler söylememek, nazik ve saygılı olmak gibi daha pek çok değer var, henüz her birimiz birer çocukken ailelerimiz tarafından bizler...

Bu yazı, 08/12/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. “Beğeni, görüntülenme, erişim, etkileşim” vb. pek çok kelime veya sosyal medya kavramı var, son yıllarda gündemimizi meşgul eden. Bugün bu, basit birer içerik paylaşımı olmaktan çıkıp bir “sanal sosyal varlık değeri” ölçümüne dönüşmüş, dünya nüfusun önemli bir kısmını pençesine almış bir akımdır. Peki, acaba bu gerçekten bir akım...

Bu yazı, 01/12/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Herkes öyle midir bilmiyorum ama ben sokağa çıkıp yürümeye başladığım zaman, diğer insanların toplumla olan; ilişkilerini, iletişimlerini, herkes için sonuçlar doğuran eylemlerini sürekli gözlemler ve kendi içimde bunları değerlendiririm. Herkes için önemli midir bilmem ama toplumun zorunlu bir parçası olarak, ondan bağımsız olunamayacağı inancıml...

Bu yazı, 24/11/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Bir olay ya da bir durum karşısında, birinin verdiği tepki, gerçekleştirdiği eylem veya söylediği sözlerle ilgili olarak zihnimizde bir kanaat geliştiririz. Gördüğümüz ve duyduklarımızdan hareketle, yani duyu organlarımız aracılığıyla elde ettiğimiz verilerin, zihnimizdeki filtrelerden geçmesinden sonra hem eylemlerin sahibi kişi hakkında hem de eyleml...

Bu yazı, 17/11/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Kendi kendimi bir uğraş haline getirdiğim, kendimin daha iyi bir haline ulaşmayı ilk önceliğim saydığım zamanların başından beri, ilk odaklandığım konulardan biri ya da ayrı olarak ele alırsak ikisi: “Yargılamamak ve Ön Yargısız Olmak”tır. Her ikisi de bir insanın; kolay kolay başarabildiği, en küçük yaşlarından bu yana, ruhunun ve karakterinin ...

Bu yazı, 10/11/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. İnsanın, “bu hayatı yaşadım”, “yaşadığım bu hayatın hakkını verdim” diyebilmesi oldukça önemlidir. Çünkü, pek çok insanın, görece uzun denilebilecek yaşamlarının içinde, her ne kadar fiziken var olsalar da bunun ne kadarında bilinçli bir zihinle bulundukları tartışılabilecektir. Aile ve iş yaşamı ile bunların yarattığı yoğunluğun iç...

Bu yazı, 03/11/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Üzerinde yaşadığımız bu uçsuz bucaksız toprakları, at sırtında git git bitmeyen yolları, henüz hepsini tanıyamayacağımız kadar çok insan ırkı ve milyonlarca canlı türünü üzerinde barındıran bu gezegen, aynı zamanda evrenin merkezidir. Kafanızı yukarı kaldırıp baktığınızda, her şeyin, şu an üstüne bastığınız dünyanın etrafında dönd...

Bu yazı, 27/10/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Halihazırda içinde var olduğumuz birlikte yaşam, bugünden çok önceye dayanan deneyimlerin sonucu olsa da bugün bile bunu tam anlamıyla ve sorunsuz olarak başarabildiğimiz söylenemez. Birlikte yaşam derken de küçük topluluklar halindeki basit bir yaşamdan bahsetmiyorum elbette. Çok daha büyük ve geniş anlamıyla, insanların devlet çatısı altında olmaları...

Bu yazı, 20/10/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Hepimizi bugün olduğumuz kişilere dönüştüren oldukça uzun bir zaman ve emek vardır aslında. Malumumuz olduğu gibi insan bugün bünyesinde barındırdığı hiçbir bilgi ve beceriyi doğumla beraber getirmiyor. Yani kimse doğuştan; bilim insanı, doktor, asker, kuaför ya da aşçı olmuyor. Hatta hiçbirimiz türün parçası olmak dışında bugünkü anladığım...

Bu yazı, 13/10/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Yaşamdaki varlığının bilinçli olarak farkına vardığı andan itibaren yaşamda var olmaya devam etmenin bir çabaya bağlı olduğunun da farkına varmış olur insan. Yani, yaşam dediğimiz şeyi elimizde tutmamız, diğerleri ile beraber içinde bulunduğumuz bu yaşamda kendimize bir yer bulmamız ve dahi onu koruyabilmemiz için bir emek harcamak zorundayızdır....

Bu yazı, 06/10/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Bir insanın, bile isteye kötü olmayacağı, kötülük yapmayacağı, karşısına çıkan tüm durumlarda mümkün olan seçimler içerisinden yalnızca kendisi için değil başkalarının da faydasını gözeten seçimleri yapacağına olan inançtır bana göre, bir başkasını “iyi” olarak addetmek. Dolayısıyla da aynı kişiyi ahlaklı olarak da nitelendirmiş olu...

Bu yazı, 29/09/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. 17. Yüzyılın sonlarında yaşamış İngiliz emprist John Locke’un kullandığı “Tabula Rasa” ifadesi bazılarımızın kulağına çalınmış olabilir. Türkçeye “boş beyaz, temiz levha veya sayfa” olarak çevrilen bu Latince ifade ve Locke’un felsefi anlayışına göre insan zihninde doğuştan gelen hiçbir bilgi yoktur. İnsan tüm bilgileri duyumlar vası...

Bu yazı, 22/09/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Bu sorunun cevabını vermeden önce bazı ek sorular daha sormamız gerekir sanki: Hangi insan, nerede, hangi coğrafyada yaşayan, hangi jenerasyondan olan, hangi yaştaki, hangi zamanda, çağda yaşamış olan insan? Elbette başka sorular da eklemek mümkün ama uzatmayayım. Lakin, anlaşılan o ki basit bu gibi bir soruya bile cevap verebilmek için başka tamamlayıcı so...

Bu yazı, 15/09/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. İnsanın, içinde yaşadığı toplumdan bağımsız olması, ondan ve koşullarından bağımsız bir yaşam sürmesi neredeyse imkansız. Bunun olmasının yolu, toplumdan ve insanlardan kendini soyutlamış bir yaşam kurgulamaktan geçiyor. Yerleşimin, insan nüfusu ile sosyal etkileşimin az ve belki de hiç olmadığı, yalıtılmış bir yaşam… Mümkün mü peki böyl...

Bu yazı, 08/09/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Bundan 10 ila 12 bin yıl önce gerçekleşen tarım devriminden önceki bir dönemde avcı – toplayıcı olan bir homo sapiens olduğunuzu ve bir kılıç dişli kaplanla karşılaştığınızı düşünün. Bugün aydınlık ve kalabalık sokaklarında bile güvensiz hissettiğimiz bu dünyanın bir de o zamanki ıssızlığında, en azdan en çok zararlı ve vahşisine kada...

Bu yazı, 01/09/2025 Pazartesi günü İz Gazete’de aynı başlıkla köşe yazısı olarak yayınlanmıştır. Platon’un çok sevdiğim, hatta bu yılın Nisan ayında raflardaki yerini alan ilk kitabım “İlham Veren 100 Cümle ve Bir Yaşam Felsefesi”nin de ilk sayfasının giriş cümlesi olan bir özdeyişi var: “Her şeyin mühim noktası başlangıçtır.” Bizde de sık sık dile getirilir ya “Başlamak bitirmenin yarısıdır.” diye. Başlangıçlara her zaman bir ön...

İnsanın bu yaşamdaki varlığı, yaşamın onun karşısına çıkardıklarını, önüne getirdiklerini karşılama şekli kişiden kişiye değişkenlik gösterir. Buradaki en temel farklılık ise kişilerin içinde bulundukları anda zihinsel olarak gerçekten bulunup bulunmuyor olmaları. Yani, kendisinin veya kolektifin etkisi ile gerçekleşenlere karşı bilincinin ne kadar aktif olduğu ve yine bunlara vermiş olduğu tepkilerin de ne kadarının bu bilinçten kaynaklandığıdır. B...

Güneşli güzel bir gün ya da hava koşullarından bağımsız olarak neşeli olarak başlanmış bir günün tüm tadını kaçıracak, o an içinde bulunulan tüm olumlu ve olumsuz duyguları bir bıçak gibi kesebilecek en büyük, en etkili ve belki de tek bir olgu var bu yaşamda: Ölüm!.. Bir yakınınızın, sevdiğiniz bir insanın, kimi zaman da az tanıdığınız birinin artık bu dünyanın ve yaşamın bir parçası olmadığına dair alınan o acı haber. Kimi ortamda söylerim:...

Bu yaşamda her insanın en az bir kere kendine sorduğu bir soru olduğuna inandığım bir şey var: Kimin için yaşıyorum? İlk ve akla en kolay gelen cevap elbette ki “kendim için yaşıyorum” olacaktır. Ancak gerçek de öyle mi peki, hepimiz bu yaşamı kendimiz için mi yaşıyoruz gerçekten de? Bir avazla doğduğumuz hayatlarımızda geçirmeye başladığımız ilk anımızdan itibaren hiç bilmediğimiz bir yaşama biraz içgüdüsel zamanla da bilinçli bir adaptasyon geliş...

Herkesin dilinden düşürmediği bir kavram “girişimci” ancak kime dendiğine dair hala belirsizlikler barındıran bir kavram. “Girişimci Kimdir?” sorusunu şu şekilde cevaplayabiliriz:...

Genel olarak bir işletme kurmak “girişimcilik” olarak algılanıyor olsa da girişimciliğin birçok farklı türü vardır. Girişimcilik türlerini şu şekilde başlıklandırmak ve açıklamak mümkündür:...

Son yıllarda ülkemizde çokça konuşulan ve etrafımızda sıkça duyulan “Girişimcilik” kavramının açıklaması şu şekildedir:...

“Geçen gün yolda yürürken bir şey fark ettim.”, “Dün seninle konuşurken bir şey fark ettim.”, “Az önce okuduğum yazıda bir şey fark ettim.”… gibi daha bir sürü cümle kurabiliriz fark etmek üzerine az daha çabalarsak. İlla ki ben bu cümleleri kurarken de “fark etmek” fiiliyle kurulabilecek benzer cümleler türetmeye bile başlamış olabilir zihinler. Yani bir yandan zihinlerimiz cümlelerimdeki “fark etmek” ifadesini fark edip onun üzerine odaklanmaya b...

Sanıyorum ki ülkedeki ben yaşlardaki hemen hemen herkesin çocukluğunda evinde kalorifer yerine sobalar vardı. Büyük olasılıkla da kömürlü ya da tüplü tiplerinden bir tanesidir o da. Özellikle kömür ile gerçekleştirilen ısınma çabası için oldukça emek harcamak gerektiğini, bu iş bir şekilde başına kalmış kişileri izleyerek, gözlemleyerek anlamak oldukça kolaydı o yaşlarda da. Yani bu ısınma türü oldukça meşakkatli bir meseleydi ki hala daha da aynı şe...

Yine kendime sitem ederek giriş yapmak istediğim yazılarımdan biri daha. Nedeni ise, kısa da olsa bir tempo yakalayıp daha sonra yine bir yerde kesintiye uğrayan yazı yazmalarım ve hatta yazamamalarım maalesef. Bu kez 1 yıldan fazla olmuş, hatta 1,5 yıldan fazla! Aslında bu konuda kendime çokça kızıyorum. Yazmak, düşüncelerini, fikirlerini paylaşmak, insanlarla; konular, olaylar ve durumlar üzerinden bağ kurmak hoşuna gidiyor, neden yazmıyorsun! diyorum kendime sık sı...

Dillere pelesenk olmuş, her duruma uyar hale gelmiş, neredeyse tüm sorunların çözümüne aday gösterilmiş, tam bir başucu cümlesi olmuş malumunuz “Eğitim Şart!” ifadesi. Eğitimin şart olması gibi şart olmuş bu cümlenin mütemadiyen söylenmesi. Kimsenin tapulu malı olmayınca da, durup dinlenmeden, ağızdan ağza gezer olmuş, hem bilenden çıkmış hem bilmeyenden. Telafuzu için herhangi bir yeterlilik şartı aranmadığı için de, anlamını idrak edememiş ağızl...

“Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım.” sözü ile hepimizin aşina olduğu ve hızlıca akıp giden zamana karşı çaresizliğimizin özeti gibi bir şarkı vardır malumunuz. Ben de her yılın Mart ayı geldiğinde: “Bu yıl da bitti!” derim biraz şaka biraz da gerçeklikle. Çünkü yılın sonu geldiğinde ve bu cümleyi hatırlattığımda herkes arada geçen zamanın gerçekten de ne kadar hızlı olduğunun ve koca bir yılın, bir sürü hengamenin içinde akıp gitti...

Bugün her ne kadar kendi açımdan çokça yol aldığımı düşündüğüm bir konu olsa da, sanırım geçmişte en çok zorlandığım şeylerden biriydi olumlu duygu durumunu ve düşünme şeklini korumak. Henüz üzerine düşündüğüm, yeterince farkında olduğum ve belki de kontrol edebileceğimi düşündüğüm bir konu değildi. Çeşitli durumlar ve konular karşısında zaman zaman kontrolü elimde tutabiliyor kendi kendimi motive edebiliyordum muhakkak....

Sanki, zaman zaman lazım oluyormuş, kötü bir şey olunca ihtiyaç duyuyormuşuz gibi düşünsek de aslında her an ihtiyacımız olan bir şey bu motivasyon. Özellikle de içsel olanı, yani bizden kaynaklananı, yani kendi kendimize ortaya çıkardığımız isteklendirme çabası. Öyle ya, sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar geçen süreden, doğduğumuz andan son nefes verişimize kadar geçen koca bir ömürde birçok konuda amacımıza ulaşmak, sonuca varmak için aradı...

Her yeniden ”yazı yazmalıyım” dediğimde bir öncekinin üzerinden oldukça zaman geçmiş oluyor. Son yazıyı ne zaman yazdım diye baktım veeee, 2 sene önce yazmışım!!! Her ne kadar inanasım gelmese de hakikat bu. Bahanelerim çok elbet, herkesin olduğu gibi. Yaklaşık 2 yıldır yoğun bir şekilde e-ticaret faaliyeti ile ilgileniyorum. Sitede satışı yapılan 3 marka kendimize ait, bir sürü işleri var. Bir yandan eğitimlere koşup bir yandan da ufak tefek danışmanlık...


ARŞİV

KATEGORİLER